Binamızdaki Yapısal Riskler Nelerdir?

Yapı Türleri

  • Taşıyıcı Olmayan Yapı Elemanları
  • Taşıyıcı Yapı Elemanları
image 18 1

Yapı elemanlarıyla ilgili olan riskleri kendi içinde ikiye ayırmak mümkündür:

Birincisi, taşıyıcı olmayan yapı elemanlarının hasar görmesi sonucu oluşabilecek risklerdir. Örneğin; bölme duvarların yıkılması, dökülmesi, devrilmesi, sıvaların dökülmesi, camların kırılması ve benzeri hasarlar nedeniyle oluşabilecek riskler sayılabilir.

İkinci tür riskler, taşıyıcı yapı elemanlarının hasar görmesi durumunda oluşabilecek risklerdir. Bu tür risklerin gerçekleşmesi durumunda ortaya çıkacak zararlar çok daha büyük olabilir; hatta hasarın boyutu yapının tamamen göçmesine (yassı kadayıf şeklinde) kadar varabilir.

Betonarme bir  yapının taşıyıcı sistem elemanları (kolon, kiriş, perde, temel, döşeme) açısından güvenlik düzeyi ne kadar yüksek ise risk o kadar azdır. Ya da bunun tersi olarak, güvenlik düzeyi ne kadar düşükse maddi kayıp ve can kaybı riski o derece yüksektir.

Bilgi Notu 1:

Yerleşim Alanlarında Doğal Tehlike Kaynaklarına Bağlı Riskler

Yaşadığımız şehirleri oluşturan öğeler olan konut alanları, çalışma alanları, donatı alanları, yeşil alanlar, ulaşım, altyapı sistemleri ve bu alanlarda bulunan binaların hasar görebilirlik düzeyleri, olası riskleri belirlemektedir. Zemin özellikleriyle uyumlu, imar ve mühendislik kurallarına uygun yapılaşmanın gerekliliğinin yanı sıra yaşam alanlarımızda ve kentsel çevremizde de birçok risk bulunmaktadır. Bu kapsamda, afetlere karşı hazırlık döneminde tüm bu risklerin birlikte değerlendirilmesi ve bu yönde tedbirlerin alınması gerekliliği ortadadır.

Yaşam alanları ve bu alanları oluşturan binalarda bulunan riskler çeşitli faktörler tarafından artabilmektedir. Afetlere karşı hazırlıklı olabilmek, öncelikle afet riskini artıran faktörleri tanımayı ve bu faktörleri alınabilecek önlemlerle olabildiğince en aza indirebilmeyi gerektirmektedir.

Yapısal (bina ölçeğinde) riskler: Bu riskleri, yapıların depreme karşı dayanım durumları, yapı denetimi ve ruhsat süreçlerine uygun şekilde inşa edilip edilmedikleri belirlemektedir.

Mevcut yaşam alanlarına bağlı riskler (ada/mahalle/şehir ölçeğinde): Bu riskleri, konut alanları, çalışma alanları, donatı ve yeşil alanlar, ulaşım-altyapı sistemlerinden oluşan yaşam alanlarının yer seçimleri, yoğunlukları, kullanım biçimleri ve depreme karşı dayanım durumları belirlemektedir. Yaşam alanlarındaki söz konusu riskler ve bu riskleri artıran faktörler afetlere karşı zarar görebilirliği ve buna bağlı can ve mal kayıplarını artırmaktadır.

Örnek 1: Afet anında yaralılara ilk müdahalenin yapılacağı sağlık tesislerinin yer seçimleri, hem deprem anında bu yapıların ayakta kalabilmesi hem de kolay erişimin sağlanabilmesi açısından önem taşımaktadır.

Örnek 2: Yanıcı ve patlayıcı kullanımların yoğun yerleşim yerlerinin içinde ya da yakınında yer alması, depremden sonra oluşabilecek yangınların, patlamalara ve daha büyük hasarlara dönüşmesine neden olabilir.

Örnek 3: Donatı alanları kapsamına giren kamu binalarının (eğitim ve dini tesisler) yanı sıra kültürel miras olarak adlandırılan yapıların hasar görmesi ya da yıkılması, bu yapıların acil durumlarda toplanma noktası ve sağlık merkezi olarak hizmet vermesini olumsuz yönde etkilemektedir.

Örnek 4: Yönetimsel kamu yapıları, deprem anında ve sonrasında ikincil tehlikelerin oluşmasını önleme ve eşgüdüm çalışmalarında kritik sorumlulukları bünyelerinde barındırmaktadır. Acil durumlarda ayakta kalması gereken yönetim birimleri, ihtiyaç duyulan hizmetin etkin bir şekilde dağıtılması, güvenliğin sağlanması ve gündelik yaşam standartlarının tekrar düzene girmesi konularında önemli bir role sahiptir.

Örnek 5: Sanayi tesisleri, deprem anında diğer arazi kullanım şekillerinden çok daha fazla zarara yol açma potansiyeline sahiptir. Özellikle kimyasal üretim yapan ve depolarında yanıcı-patlayıcı hammaddeler bulunduran fabrikalar ikincil tehlikelere yol açabilmektedir. Ekonomik açıdan bakıldığında, ticaret alanları gibi sanayi alanlarında da olası doğrudan kayıpların sonucunda oluşan dolaylı ekonomik kayıplar bölgenin ekonomik gücünü azaltabilmektedir.

Örnek 6: Altyapı sistemlerindeki (elektrik, su, doğalgaz ve kanalizasyon) olası hasar ve aksaklıklar gündelik ihtiyaçların karşılanmasını zorlaştırabileceği gibi, salgın hastalık gibi ciddi problemlerin ortaya çıkmasına da neden olabilir.

Örnek 7: İletişim ve ulaşım altyapısı, afet durumlarında halkın bilgilendirilmesi ve gerekli yardım, makine ve teçhizatın sağlanmasında önem taşımaktadır.

Bilgi Notu 2:

Yığma Binalar

Yığma yapılarda bina içi bölümleri ayıran ve dış ortamdan binanın yalıtımını sağlayan tuğla duvarlar ve döşemeler gibi yapı elemanlarının hasar görmesi sonucu oluşabilecek riskler ve dolgu duvarlar ve yatay/düşey hatılların hasar görmesi durumunda oluşabilecek riskler yapısal risklerdir.

Ahşap Yapılar

Ahşap yapılarda ara bölmeleri oluşturan ahşap tahtaların hasar görmesi sonucu oluşabilecek riskler ve ahşap ana ve tali kirişler, dikmeler, gergi ve payandalar, duvar içinde taşıyıcı kütükler, temel taşının hasar görmesi durumunda oluşabilecek riskler yapısal risklerdir.

Kerpiç Yapılar

Kerpiç yapılarda döşemelerin hasar görmesi sonucu oluşabilecek riskler ve tüm duvarlar, hatıllar ve lentoların hasar görmesi durumunda oluşabilecek riskler yapısal risklerdir.

Çelik Yapılar

Çelik yapılarda duvarlar gibi  yapı elemanlarının hasar görmesi sonucu oluşabilecek riskler ve kolon, kiriş, perde, temel, döşeme gibi yapı elemanlarının hasar görmesi durumunda oluşabilecek riskler yapısal risklerdir. Çelik yapılar kentlerimizde betonarme binalar kadar çok olmasalar dahi sanayi alanlarında çoktur ve kentlerde de sayıları gittikçe artmaktadır. Havaalanları, stadyumlar, alışveriş merkezleri, yüksek yapılar, teknolojik yapılar çoğunlukla çelik veya betonarme ve çelik karma olarak inşa edilmektedir.

Soruyu paylaşın

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on print
Share on email