Yapısal Risklerin Tespiti ve Zarar Azaltma Güçlendirme ve Yeniden İnşa

image 26 1

İçinde yaşadığınız veya çalıştığınız binanın depreme dayanımını öğrenmeniz halinde riskinize yönelik tedbir alabilirsiniz. Yapınızın kontrolleri sonucunda: •Yapınız depreme dayanıklı yani sağlam çıkabilir. •Yapınız depreme dayanım açısından zayıf çıkabilir ve taşıyıcı sistemi kuvvetlendirilerek güçlendirilmesi gerekebilir. •Yapınız güçlendirilse de yönetmeliklerde istenen deprem dayanım limitlerine ulaşamayacak olabilir. Bu durumda yapıyı yıkıp yeniden inşa etmek gerekebilir.

Güçlendirme :Yapının deprem dayanım performansının arttırılması için taşıyıcı sistemine yapılan müdahalelere güçlendirme denir.

Onarımda yapının performansı ilk yapım haline kadar getirilebilirken güçlendirmede bunun üzerine de çıkılabilir.

Güçlendirme, bir binanın tümünün veya sadece bazı taşıyıcı sistem elemanlarının deprem güvenliğini  gerekli düzeye çıkarmak için yapılan işlemlerdir.

Söz konusu bina bir deprem etkisi altında hasar görmüş veya deprem güvenliğinin daha yüksek bir düzeye çıkarılması hedefleniyor olabilir.

Taşıyıcı sistemin depremde Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ölçütlerine göre orta hasar görmüş olması veya mevcut sistemde yüklerin iletilmesinde açıkça belirlenen önemli bir eksiklik (taşıyıcı sistem elemanlarından birinin kaldırılması) güçlendirme kararının verilmesi için yeterli olabilir.

Bilgi Notu 1:Binaların güçlendirilmesinden önce yapı mahalli ile ilgili geoteknik rapor hazırlanmalıdır.Bu rapor zemin cinsi, grubu ve sınıfı ile zemin emniyet gerilmesini içermelidir.Raporda ayrıca temel zemininin sıvılaşma ve toptan göçme riski olup olmadığı belirtilmelidir. 

Bilgi Notu 2:

İstanbul’da; içlerinde yaşadığımız, çalıştığımız yapıların büyük bölümünün inşaat kalitesi olması gerekenin altındadır. Olası depremler karşısında büyük can ve mal kayıplarının önlenmesi için, deprem güvenliği yetersiz olan binaların güçlendirilmesi ya da yıkılıp yeniden inşa edilmesi gereklidir. Devlet çeşitli projelerle; yolları, okulları, hastaneleri, yurtları, kamu kurumlarını güçlendirmektedir. Kendi oturduğumuz konutların sorumluluğu ise bize aittir. Bu konuda devlet sadece kredilendirme ve teşvik çalışmaları yapabilmektedir. Yaşadığımız binaların güçlendirilmesi için biz de üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeliyiz. Öte yandan belediyeler tarafından yürütülmekte olan “Kentsel Dönüşüm” projeleri takip edilmeli ve afetlerin yaratabileceği zararlar göz önünde bulundurularak fiziksel iyileştirme ve güvenli yapılaşmayı sağlayan “Kentsel Dönüşüm” projeleri desteklenmelidir.

Yıkım ya da güçlendirme kararının alınmasında pek çok farklı faktör etkilidir. Özel bir sosyal, kültürel, tarihsel değeri bulunmayan yapılarda güçlendirme maliyeti eğer yıkım ve yeniden yapım maliyetinin yüzde 40’ını aşıyorsa, yıkım ve yeniden yapımın güçlendirmeye göre daha uygun olduğu sonucuna ulaşılabilir.

Mevcut yapılarda afet tehlikesine karşı güçlendirme yapılmasını kolaylaştırmak için Kat Mülkiyeti Kanunu’nda birtakım değişiklikler yapılmış ve toplu yapılara ilişkin özel hükümler getirilmiştir. Yapılan en temel değişiklikler şöyle sıralanabilir:

“Taşıyıcı sistemi oluşturan kiriş, kolon ve perde duvarlar ile taşıyıcı sitemin parçası diğer elemanlar” ana gayrimenkulün ortak yerleri sayılacak; yani taşıyıcı sistem elemanları kat maliklerinin ortak mülkiyet konusu olacaktır.

Ortak yerlerdeki onarım, inşaat, dış boya ve badana işleri eskiden bütün kat maliklerinin rızası alınarak yapılabilmekteyken, kanunun 19. maddesinde yapılan değişiklikle, bu tür onarımlar kat  maliklerinin  beşte dördünün yazılı izni alınarak yapılabilecektir.

Yine bu maddede yapılan değişiklikle, ortak yerlerdeki hasarların ana yapıya veya bağımsız bölümlere zarar verdiği, acilen onarılması gerektiği veya ana yapının güçlendirilmesinin zorunlu  olduğu mahkemece tespit edildiğinde, projesine uygun onarım ve güçlendirme için maliklerin rızası aranmayacaktır.

20. maddede yapılan değişiklikle, ortak yerlerin onarım giderlerinin yanı sıra güçlendirme giderlerine de kat malikleri arsa payı oranında katılacaktır.

Binaların depremde hasar görmesi normaldir, fakat yassı kadayıf gibi tamamen yerle bir olması kabul edilemez bir durumdur (Yapılarda istenen deprem performansı; yasalar tarafından – 2007 Deprem Yönetmeliği – 50 yılda %10 oranında olması muhtemel depremler için deprem performansını binadan son canlı çıkana kadar binanın ayakta kalmasını sağlama (can güvenliği) hali olarak tanımlanmıştır).

2005 yılında yürürlüğe giren 5393 sayılı Belediye Kanunu, yerel hizmetlerin yönetiminde bütünlüğün sağlanması, kamu görev birliğinin oluşturulması, toplum yararının korunması, yerel gereksinimlerin sağlanması ve afete hazırlık/acil durum planının yaptırılması konusunda il özel idaresi yönetimini, belediyeleri ve köyleri yetkili kılmaktadır. Bu yasa kapsamında “Kentsel Dönüşüm” uygulamasına yer verilmektedir. Bu uygulama aracı afet zararlarının azaltılmasında, kamu yararı perspektifinin yerleştirilmesinde önemli bir uygulama aracı potansiyeli taşımaktadır. Kentsel dönüşüm, sosyal gelişim, ekonomik kalkınma, çevre koruma ve demokratik örgütlenme ile birlikte bütüncül bir yaklaşımla düşünülmelidir. Dönüşüm alanlarında, fiziksel değişim ile birlikte, alanın bağlamsal özelliklerine ve ihtiyaçlarına göre farklılaşan, sosyal ve ekonomik politikalar uygulanabilir. Bu süreç, genel anlamda istihdam olanakları sağlamalı, toplumsal güçlenmeyi desteklemeli, fiziksel iyileştirme ve güvenli yapılaşmayı sağlamalıdır.

Soruyu paylaşın

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin
Share on pinterest
Share on print
Share on email